İçerik Ekleme Sistemi Aktif Sitemiz içerisinde artık size ait PDF dosyalarınızı yükleyebilirsiniz. Hemen ücretsiz ve hızlı bir şekilde üye olarak size ait olan PDF dosyalarınızı sitemize yükleyip, yayınlayabilirsiniz. Daha fazla detay almak için lütfen buraya tıklayın.

Reşat Nuri Güntekin Sözleri

Reşat Nuri Güntekin Kimdir: Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889, İstanbul – 7 Aralık 1956[1], Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Gece ve Anadolu Notları gibi eserlere imza atmış roman, öykü ve oyun yazarıdır. Müfettişlik görevi ile Anadolu’da gezdiği için Anadolu insanını yakından tanımıştır. Eserlerinde Anadolu’daki yaşamı ve toplumsal sorunları ele almış; insanı insan-çevre ilişkisi içinde yansıtmıştır.

Reşat Nuri Güntekin Sözleri, Reşat Nuri Güntekin Kitap Sözleri, Çalıkuşu Romanı Sözleri, Acımak Romanı Sözleri, Akşam Güneşi Romanı Sözleri

Derler ki; aşk, birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.

Bir yerde birkaç kitapla yalnız kalmak beni herhangi bir cemiyetten daha fazla eğlendirir.

Aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan, er ya da geç birbirlerine kavuşurlar.

Bütün olan geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin, ben bütün ruhumla senin

Bunlar, öyle şuursuz mahluklar ki; bütün fenalık kendilerinden çıktığı halde, mazlum olduklarına hakikaten inanarak ağlıyorlar.

Yürümeye başlamış fikirleri yollarından alıkoymak mümkün değildir

İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.

İnsan, yedisinde neyse yetmişinde de odur!’ derler. Amenna! Fakat yedisinde neyse on yedisinde, hatta yirmi yedisinde, pek o kadar o’ değildir de ancak kırka doğru tekrar yedisindekine benzemeye başlar. Mesela, yedisinde korkak olan çocuğa on yediye doğru bir cesaret gelir; kanı kaynar; ötede, beride bazı tehlikeli atılganlıklar yaptığını görürsünüz. Fakat kırktan sonra damarlar katılaşmaya başlayınca eski korkaklık gene deliğinden burnunu gösterir.

Ben başkaları gibi değilim. Çok sevindiğim, mesut olduğum vakit duygularımı sözlerle anlatamam. Mutlaka karşımdakinin boynuna sarılmak, onu öpmek ve hırpalamak isterim.

Üst dudağım alt dudağımdan kısa olduğu için insanlar hep gülümsediğimi düşünürlerdi.

Hakikatte annecikler altın sarısı ve gök mavisinden başka renklerde de olabilirlerdi.

Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz

akat beni arada oyuncak etmeleri fena halde gücüme gidiyordu. Bu, aklıma geldikçe vucüduma ateş basıyor, hiddetten ağlamamak için dişlerimle dudaklarımı kanatıyordum.

Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikâyet etmeyenlere, kendini güler yüzle karşılayanlara daha az zalim olurlar

Her şeye rağmen sen bir parça benimdin. Ben bütün ruhumla senin.

En eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.

Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi insanlığımızın derecesini öğretir.

Acımak bir süre sonra hissizleştiriyor insanı.

En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı?

Çok sevmek yetmez mühim olan güzel sevmek.

İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.

Artık kalbim öldü. Sevmeye kudretim kalmadı.

Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım.

Halis muhabbet kavgasız, gürültüsüz olmaz derler.

Saklamaya çalışma nafile. Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor.

Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!

Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz.

Yalnızlık haddizatında insana güç gelen bir şeydir.

Her şeye rağmen sen bir parça benimdin. Ben bütün ruhumla senin.

Saadeti saklamak, derdi saklamaktan çok daha güç.

Ölüm öyle bir şey ki insanı en büyük düşmanlarıyla barıştırıyor.

Bir zehri insan, bir kere yutmalı, ya ölür ya kurtulur.

Felaketi ağır ağır haber vermek testere ile adam kesmeye benzer.

Kolayca teselli edilecek dert insanı böyle ağlatmaz.

İnsan sevdiğinden uzak olursa onun sitemlerini bile hoş görür.

Bir hayale esir olan insanlar delilerin en büyükleridir.

En eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.

Yaşamak hakikaten doyulmayacak kadar tatlı bir şey.

Ayrılık, kuvvetli aşkları büyütür, hasta olanları büsbütün öldürür.

Üşümek mi? İnsanın içinde güneş yanarken üşümek mi?

Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor.

Sen yine de bir parça benimdin, ben bütün ruhumla senin.

Ne arsız gönlüm var benim? Etrafımdaki insanları ne kadar çabuk seviyorum.

Düşmesini istemeyen, zamana ayak uydurmasını bilmeliydi.

Yürümeye başlamış fikirleri yollarından alıkoymak mümkün değildir.

Hastalar gibi, mesut olanlara da geceler öyle uzun geliyor ki.

Zaten kafaları değiştirmeden idareyi değiştirmek öyle pek tamah edilecek bir netice vermiyor.

Hiçbir şey maziyi musiki parçaları kadar kuvvetle canlandırmıyor.

Evet, bu uçsuz bucaksız yolda ne kadar ilerlerseniz dönüp dolaşıp hep aynı yere varacaksınız.

Sarı insanların hepsi vefasız oluyor, hepsi insanı başka türlü üzüyor.

İnsan ancak kaybettiği yahut kaybetmek üzere olduğu şeyleri böyle birdenbire sevmeye başlar.

Çalışmak, bütün ruhuyla, kendini başkalarına vermek ne güzel şey!

Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi kim bilir neydi?

Galip insanlar için iyi ve merhametli olmak ne kolay ve şık bir jesttir.

Hiç bir kadın bu kadar derin bir duygu ve ihtiyaç ile sevilmemiş, aranmamış ve düşünülmemiştir.

Saklamaya çalışma, nafile. Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor.

Evet, insanın bir cenaze arkasında yürüdüğü zaman, dünya hırslarından en temizlendiği zamandır.

Fakat yüreğimdeki gizli yaralar vücudumdakilerden çok daha derindi.

Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat.

Hokkabazın yumurtasında olduğu gibi, sözlerde de meseleler iç içedir.

İnsan ne kadar acı olursa olsun bir mecburiyeti kabul ettikten sonra içine sükun ve tevekkül geliyor.

İnsan için, her şeyi söylerler. Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun.

Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. pekguzelsozler.com Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?

Derler ki; aşk, birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.

Mektepteyken hayallerimiz olmayacak rüyalarla doludur. Sonra hayat birer birer onların icaplarına bakar.

Onun fikrinde insanlar, yalnız yaptıkları işten, düşündükleri şeyden değil, gördükleri rüyadan bile mesuldürler.

Yazar Hakkında
Toplam 11 yazı
Ehrimen
Ehrimen
Şunlar da ilginizi çekebilir
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara